Plaktan Dinlenmesi Gereken 15 Albüm
Bazı albümlerde plak yalnızca başka bir taşıyıcı değildir. Albüm sıralaması, yüz geçişi, ses dokusu ve fiziksel sunum dinleme deneyiminin gerçekten bir parçasına dönüşür.
Peki hangi albümler özellikle plak formatında anlam kazanıyor? Rock'tan jazz'a, soul'dan trip-hop'a uzanan 15 albüm seçtik. Listeyi “en iyi albümler” sıralaması olarak değil, plak formatının karakterini en iyi taşıyan kayıtlardan bir seçki olarak düşünmek daha doğru.
Her Plak Otomatik Olarak Daha İyi Ses Vermez
“Vinyl her zaman dijitalden daha iyi ses verir” demek doğru değil. Baskının mastering'i, kullanılan kaynak, pres kalitesi, plağın kondisyonu ve sisteminiz sonucu doğrudan etkiler. Buradaki seçimlerde ölçütümüz yalnızca teknik ses kalitesi değil; albümün plak formatıyla kurduğu bütün ilişki.
Bazılarında analog kayıt karakteri öne çıkıyor, bazılarında iki yüzün oluşturduğu dramatik yapı, bazılarında ise büyük kapak ve albümü baştan sona dinleme alışkanlığı deneyimi değiştiriyor.
Pink Floyd — The Dark Side of the Moon
Plak formatıyla en fazla özdeşleşen albümlerden biri. Şarkılar birbirinden bağımsız parçalar gibi değil, tek bir anlatının bölümleri gibi ilerliyor. İlk yüzün “The Great Gig in the Sky” ile kapanıp ikinci yüzün “Money” ile yeniden başlaması fiziksel yüz değişimini albümün dramatik yapısına dahil ediyor.
The Beatles — Abbey Road
“Come Together”, “Something” ve “Here Comes the Sun” zaten yeterince güçlü nedenler. Fakat Abbey Road'u bu listeye asıl sokan ikinci yüzündeki medley. Kısa parçaların birbirine bağlanarak ilerlediği bölüm, tek şarkı seçip dinlemekten çok albüm yüzünü olduğu gibi çalmayı gerektiriyor.
Miles Davis — Kind of Blue
Kind of Blue'da mesele yalnızca notalar değil, notaların arasındaki boşluk. Miles Davis, John Coltrane, Cannonball Adderley ve Bill Evans gibi isimlerin aynı kayıt ortamındaki etkileşimi albümün temel karakteri. İyi bir plak baskısında kontrbas, piyano ve nefeslilerin kapladığı alan özellikle etkileyici hale gelebiliyor.
Marvin Gaye — What's Going On
What's Going On, tek tek hit parçaların toplamından çok bütün olarak çalışan albümlerden. Şarkılar birbirine akıyor; savaş, yoksulluk, şehir hayatı, inanç ve toplumsal gerilim aynı anlatının parçalarına dönüşüyor. Plağı çevirmek dışında albüm sizi durmaya pek davet etmiyor.
Fleetwood Mac — Rumours
Rumours büyük ölçüde şarkı yazımıyla hatırlansa da albümün gücünün önemli bir bölümü prodüksiyonunda yatıyor. Vokal armonileri, akustik gitarlar, ritim bölümü ve küçük stüdyo detayları birbirinin üzerine binmeden çalışıyor.
Steely Dan — Aja
Aja'nın stüdyo titizliği neredeyse albümün kendisi kadar meşhur. Jazz müzisyenleri, son derece kontrollü düzenlemeler ve detaylı kayıt anlayışı sayesinde iyi bir sistemde her dinlemede başka bir ayrıntı yakalamak mümkün.
John Coltrane — A Love Supreme
“Acknowledgement”, “Resolution”, “Pursuance” ve “Psalm”. Dört bölümden oluşan A Love Supreme, parçaları karıştırarak dinlenecek bir albüm değil. İlk iki bölüm birinci yüzde, diğer iki bölüm ikinci yüzde ilerler ve fiziksel format eserin yapısına son derece doğal biçimde oturur.
Massive Attack — Mezzanine
Mezzanine karanlık atmosferi, ağır bas katmanları ve geniş stereo alanıyla özellikle ses sisteminde etkisini gösteren albümlerden. “Angel”, “Teardrop” ve “Inertia Creeps” gibi parçalar düşük frekansları yalnızca duyurmak yerine neredeyse fiziksel hale getiriyor.
Portishead — Dummy
Sample'lar, eski kayıt hissi, lo-fi dokular, ağır davullar ve Beth Gibbons'ın vokali. Dummy zaten müzikal olarak eski kayıt teknolojilerinin atmosferini kullanan bir albüm. Bu nedenle fiziksel plak formatıyla arasında doğal bir bağ oluşuyor.
Radiohead — In Rainbows
In Rainbows'un gücü yüksek ses veya büyük prodüksiyon numaralarında değil; bas, davul, gitar ve vokal arasındaki boşlukta. “Nude”, “Weird Fishes/Arpeggi” ve “Reckoner” gibi parçalar detaylı fakat yorucu olmayan bir ses dünyası kuruyor.
Özellikle albümü tek oturuşta dinleme alışkanlığı, In Rainbows'un baştan sona kurduğu sakin gerilimi daha iyi ortaya çıkarıyor.
Daft Punk — Random Access Memories
Daft Punk bu albümde elektronik müziği yalnızca bilgisayar üzerinden kurmak yerine gerçek davullar, bas gitarlar, orkestrasyonlar ve çok sayıda konuk müzisyenle genişletti. Sonuç, son derece temiz fakat steril olmayan bir prodüksiyon.
Sade — Love Deluxe
Love Deluxe'da en etkileyici unsurlardan biri boşluk kullanımı. Bas gitar, vurmalılar, klavye ve Sade Adu'nun vokali birbirine alan bırakıyor. “No Ordinary Love” ve “Cherish the Day” gibi parçalar düşük tempoda bile son derece yoğun bir atmosfer kuruyor.
Tracy Chapman — Tracy Chapman
“Fast Car”, “Talkin' Bout a Revolution” ve “Baby Can I Hold You” gibi parçaların gücü büyük prodüksiyondan değil; vokal, akustik gitar ve sade düzenlemelerin doğrudanlığından geliyor. Albüm yakın ve doğal bir kayıt hissine sahip.
Metallica — Master of Puppets
Master of Puppets'ın sekiz parçalık yapısı plak döneminin albüm kurgusunu çok iyi gösteriyor. Uzun parçalar, enstrümantal “Orion” ve sertlik ile melodinin dengesi sayesinde albüm iki yüz halinde güçlü bir dramatik akış kuruyor.
Led Zeppelin — IV
Birinci yüz “Black Dog” ve “Rock and Roll” ile başlıyor, akustik “The Battle of Evermore”a geçiyor ve “Stairway to Heaven” ile kapanıyor. İkinci yüzde ise albüm “When the Levee Breaks”in dev davul sesiyle bambaşka bir noktada sona eriyor.
Led Zeppelin IV, plağın iki yüzünü yalnızca teknik zorunluluk olarak değil, albüm temposunu kuran iki ayrı bölüm gibi kullanan klasik örneklerden biri.
Plak Bazen Sadece Ses Değildir
Bu 15 albümün ortak noktası aynı türde olmaları veya aynı dönemde kaydedilmeleri değil. Bazıları albüm akışıyla, bazıları kayıt karakteriyle, bazıları ise iki yüzlü fiziksel yapının müziği nasıl böldüğüyle plak formatına çok iyi uyum sağlıyor.
Ve belki de plağın en önemli tarafı burada ortaya çıkıyor: Şarkıyı seçip geçmek yerine albümle biraz daha uzun süre aynı yerde kalmak.
Rafı Biraz Daha Karıştıralım
Rock, jazz ve metal raflarında farklı dönemlerden yeni baskı ve dönem baskısı plakları inceleyebilirsiniz. Baskı ve kondisyon bilgileri ürün sayfalarında ayrıca belirtilir.
